Gün 51 – Kadir Gecesi

Aşağıdaki metin  Rahmi Oruç Güvenç tarafından, 21 Haziran 2017 günü, Yalova, Gökçedere’de süren 114 gün 114 Gece sema etkinliği sırasında yapılan bir konuşmadan deşifre edilmiştir.


Oruç Güvenç: Selamünaleyküm. Şefika bir şey okumak istiyormuş.

Gül Şefika Balaban Brandenberger: Bugün, yer görevi yaparken biraz zaman oldu, kağıt kalem de vardı, bunlar geldi, paylaşmak istedim.

Kadir gecesinde oruç duası

Birlik aşkıyla iki olsun diye Bir
Oruç’un 27’si olmuş Kadir.
Kur’an-ı, O ki bugün yere indirir,
Mesnevi ile Hakkın sırrını söyletir.

Hu Allah Hay Allah La İlahe illallah…

Rahman’dan Rahim’e
Oruç ki O, aşkın ateşiyle üfler neyine
Dervişler aşıktır kemanının teline
Devran zikriyle sema seyrine

Hu Allah, Hay Allah, Lailahe İllallah…

Gül’ün gönlünden döküldü sözler
Estağfirullah der affını diler,
Nur Yolu üzerinde birlik olup
Daim aşkla yürüyelim ister.

Hu Allah Hay Allah La İlahe İllallah…

O.G: Bravo (alkış) güzel.

Önce Şefika’nın diğer tarafının gül olduğunu herkes öğrenmiş oldu. Teşekkür ederim.

Bugünün Kur’an-ı Kerimdeki suresi Zariyat. Cenab-ı Allah Zariyat suresinde işaretlerden bahsediyor. İki tane önemli isim zikri var. Er Rezzak, el Metin.

Bu gecenin kadir gecesi olma ihtimali yüksek. Bazı arkadaşlar duymamıştır diye söylüyoruz. Hakkında sure olan bir gece ve ramazanın son on gününde, son tek günlerinde aranması söyleniyor. Hz. Peygamber’e soruluyor da, o öyle söylüyor. Tek geceleri birer birer sayıyorlar. Sadece 27’sinde Hz. Peygamber tebessüm ettiği için 27’si diye düşünüyorlar.

İftar öncesi sohbet yaparken İsmail ve Fatma’nın kızlarına rica ettik bir sayfa açması üzere. Mesnevinin üçüncü cildini işaret ettiler -neydi kızlarının ismi? Özlem.

Davut Peygamber, öküz sahibi ve bir bahçe sahibinin hikayesi çıktı. Burada 2533. beyit eder. Ve şöyle bir ifade var:

“Cüzi akıl bu karayla akı, yine kadirden, bir yıldız gibi parlayıp alemi aydınlatan Kadir gecesinden elde etmiştir.”

Cüzi akıl, yani yarım akıl, az akıl veya kişisel akıl, bu karayla akı, yani karayla akı ayırt etme kabiliyetini kadir gecesinden elde etmiştir.  Şimdi bunu anlamak için biraz daha geriye gidiyoruz. (2516. beyitten okumaya devam eder)

“Sebebe bakma da  asıl ona bak!

Peygamberler, sebepleri gidermek için geldiler. Bütün Kur’an sebebi gidermeye aittir.

Sebep ve vesilesiz denizi böldüler. Ekmeksizin buğday yığınını buldular”

Ekmeksizin, yani sebep olmadan, ekmek bir sebep ya…

“Ebabil kuşları iki-üç taş attılar mı o koca Habeş ordusunu kırıp geçirirler.”

(Telefon çalar) Sonra, sonra… şimdi seminerdeyim… sohbetteyim. Alışkanlık seminer diyorum.

(2527. beyitten devam eder)

“Felsefeye soyunan kişinin aklı, akılla anlaşılabilen şeylere bağlanmış kalmıştır. Fakat temiz ve pak kişi, aklın aklının tek binicisi oldu.”

Aklın aklının, yani akl-ı küllün.

“Aklının aklı içtir, senin aklınsa kabuk.”

İç arayan kabuğu sevmez, ondan usanır, bıkar. İç temiz kişilere helaldir, temiz kişilere.

Kabuktan ibaret olan akıl, bir işi yüzlerce delille ancak anlayabilir. Fakat aklı kül, doğru olduğunu bilmediği yola adımını atar mı hiç?

Akıl, defterleri baştan başa karalar durur. Aklın aklıysa bütün alemi ayla doldurur, nurlandırır.

O karadan da kurtulmuştur, aktan da. Onun ayının nuru gönüle de yayılmıştır sana da.

Cüzi akıl, bu karayla akı gene kadirden bir yıldız gibi parlayıp alemi aydınlatan kadir gecesinden elde etmiştir.”

(2535. beyitten devam eder)

“Nitekim tenin değeri de canla fakat canın değeri de cananın ışığıyladır.”

Canan verirse, canın ışığı parlıyor. Canan olursa… canan sevgili… sevgilinin ışığıyla…

(2538. beyitten devam eder)

“Her devirde söz söyleyen bulunur. Bulunur ama geçmişlerin sözleri daha faydalıdır.

Ey şükreden kişi; Tevrat, İncil ve Zebur Kur’an’ın doğruluğuna şahadet etmedi mi?

Zahmetsiz ve sayıya gelmez bir rızık ara da, Cebrail sana cennetten elma getirsin.

Hatta bahçıvanın laflarıyla başın ağrımadan. Ekmek zahmetine düşmeden cennetin sahibinden rızıklanasın.

Çünkü ekmekteki fayda ve lezzet Tanrı ihsanıdır. Dilerse sana o faydalı kabuğu yani ekmeği vasıta etmeksizin verir.

Ekmeğin sureti ekmekteki faydaya, zevk ve lezzete bir sofradır.”

Ekmek, bildiğimiz ekmek, yiyecek ekmek. Sureten. Ekmeğin sureti bir sofra, zahir. Zevke bağlı bir şey yani… zevk alana hitap eder. Yani ekmeğin görünüşü, lezzete, kişinin lezzetine bağlıdır.

“Ekmek bir sofradır, fakat sofrasız ekmek yemek velinin harcıdır.”

Hatırlıyor musunuz birinci açtığımızda sinesini parçalayan bir baba vardı. Çocuğu kaybolmuştu. Hz. Mevlana diyordu ki “Sen niye buna feryat ediyorsun önce Allah’a yönel” ve biraz sonra çocuk bulunuyordu… bunun gibi.

“Can rızkını, senin Davud’un olan şeyhin himmeti olmadıkça nasıl olur da çalışıp çabalamayla elde edebilirsin?

Nefis, şeyh ile adım attığını, ona uyduğunu görürse zorla sana ram olur.”

Yani sana uyar.

“Öküz sahibi de Davud’un sözünü anlayınca ram oldu. Şeyh sana dost oldu mu aldı aklın, köpek nefse galip olur.”

Nefis iyi hale gelir diyor.

Şimdi önceki söze tekrar gelelim, bunu iyi anlayalım.

“Cüz’i akıl bu karayla akı yine kadirden, bir yıldız gibi parlayıp alemi aydınlatan Kadir gecesinden elde etmiştir.”

Şimdi gelelim tekrar kadir suresine. Mesnevi’de çıkan bu ifade, bu gecenin kadirle alakası olabileceğine dair duygularımızı güçlendirir. Açıkça Kuran diye yazmıyor. “Biz onu Kadir Gecesine indirdik”. Müfessirler bunu Kuran diye tercüme ediyorlar. Her neyse, burada kutsal bir şey var, bu kadir gecesine inen bir kutsallık var. Genel kanaat Kuran olarak tecelli ediyor. Fakat Allah indinde başka bir şey varsa o da yine kutsal.

“Kadir gecesinin niteliğini sana gösteren nedir?” diye bir soru soruyor Cenabı Allah. Sonra cevap veriyor “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh Rablerinin izniyle o gecede her iş için iner de iner.” Buradaki ruh Cebrail aleyhisselam olarak anlaşılıyor. Şimdi dikkat edersek peygamberler tarihinde Cebrail aleyhisselamın dahil olduğu konuların içinde mutlaka bilgi vardır. Melekler ve Cebrail aleyhisselam, ya da bu her neyse, Allah’ın izniyle indiklerine göre görevli olarak bu aleme tenezzül ediyorlar. Ve bir takım işler var -her iş için iner de iner- yani çokluk, çok indiklerini gösteriyor. Bu işlerin ne olduğunu ancak ehil olanlar bilebilir.

Sonra beşinci ayette, “Bir esenlik ve huzur vardır, sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar.” deniyor. Demek ki sabah vaktine kadar o esenlik, huzur zuhur edip geliyor, tecelli ediyor.

Şimdi ben buradan onun orijinal şeklini okuyayım, ayet ayet, hatta daha da kısaltarak ve hep beraber tekrar edelim, sureyi bir defa okumuş olalım hep beraber. Uzunları parça parça okuyacağım.

Bismillahirrahmanirrahim

İnnâ enzelnâhu fî leyletil gadr.
Ve mâ edrâke mâ leyletul gadr.
Leyletul gadri hayrum min elfi şehr.
Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ biizni rabbihim, min kulli emr.
Selâm, hiye hattâ matleıl fecr.

Amin.

Kur’anda bu şekilde zikredilen bir zaman boyutu; bizi maddi alemdeki kaidelere, kurallara ve de periyotlara doğru götürüyor. (..?) bizim biyolojik varlığımız periyot bağlantılı. Ruhumuzun feyzinin biyolojik varlığımıza intikali de yine bu periyotlarla organize ediliyor. Nitekim ramazan gibi böyle kutsal bir zamanın da bir periyot içinde yer almış olması bu biyolojik ritimlerin önemini bize gösteriyor.

Bazı problemi çözülmeyen kişilere Hz. Peygamber üç gün oruç tutmalarını tavsiye ediyor. 1400 yıl önce söylenmiş olan bir söz. Üç-dört ay önce bir Japon doktor bunu ileri sürerek Nobel ödülü kazandı. Üç günlük oruçla vücutta toksinlerin atıldığı ve biyolojik ritmin işlerlik kazandığı, immün sistemin geliştiği bulundu. Hz. Peygamber zamanda Nobel yoktu, illaki bunları ölçecek kişilerin bilimsel kriterler içinde bunu lanse etmesi gereği ortaya çıkıyor.

Mısırda bir araştırma yapılmış; Besmele ile kesilen hayvan eti ve besmelesiz kesilen hayvan etini buzdolabına koymuşlar. Bir müddet sonra bakteri sayısını ölçmüşler. Besmeleli kesilen hayvan etinde bakteri bulunmamış. Bize bunu söyleyen arkadaş internet adresi de verdi ama ben unuttum, belki “Mısır’da yapılan araştırma, besmeleli kesim” falan diye aransa çıkar.

Şimdi bunu söylemekten kastım şu; manevi özellik taşıyan davranış ve fiiliyatın test edilmesi için özel laboratuvarlar gerekiyor. Yıllarca süren tartışmalardan, kavgalardan sonra nihayet hacamat ve sülük bugün Türkiye’de, tıp içinde kabul edilme yoluna girdi. Hem kendi başlarına hem de Peygamber tıbbı anlayışı içinde tıbba giriyor.

Peki dünkü sohbette yakınlıktan bahsetmiştik. Uygun, şefkatli, merhametli davranışlar, Allah’ın rızasına uygun davranış, inanış ve düşünceler yakınlığı artırıyor. Şimdi böyle bir gecede yakınlığın dozajını düşünelim. Cenabı Allah en kıymetli meleğini gönderiyor ve diğer melekleri de beraber. Kime gönderiyor? Alemimize. Alemimizde şerefli kıldığı kim? İnsan. Ve bütün tasarrufu ona, insana vermiş, halife yapmış. Demek ki Allah’ın insandan ümidi hiçbir zaman kesilmemiş. İşte yakınlık talibi olanlar, şah damarından daha yakın olanı idrak etmek isteyenler için bu gece güzel bir fırsat.

O halde hazırlığımızı yapalım, on dakika içerisinde yukarıya çıkıp yukarıda ihyaya devam edelim.

Eğer hazırda karpuz varsa yeriz yoksa kiraz yeriz, kiraz tamam.


Rahmi Oruç Güvenç
21 Haziran 2017
Yalova, Gökçedere

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.