Semada bütün yönler bir olur

“Bir kez Allah dese aşk ile lisan, dökülür cümle günah misli hazan”
Süleyman Çelebi

Yollar vardır yoldan içeri, an vardır andan içeri… Aşka dûş olanlar, aşıklar kendilerini hep yollarda bulurlar. O kamışlıktan koparıldığından beri neyin feryadındaki gibi, yuvaya dönmek, aşk olmak arzusuyla yanar tutuşurlar. Dönerler, dönerler, kalpleri yönünde hep dönerler…

Sema bilindiği gibi, ilâhî aşkı yaşama, Allah’a ulaşma yolunda bir tür ibadettir, bir ilâhî rakstır. İnsanın aşkın tarafını deneyimlemesidir. Ölmeden önce ölmenin sembolüdür. Ülkemizde ve Dünya’da sema, en çok Mevlânâ’nın ölüm yıl dönümünde yapılan törenlerle, Düğün Gecesi ile (Şeb-i Arûs) bilinir.

Öte yandan dönme hareketi, insanın ve evrenin doğasında vardır; ilk insanlardan ve kültürlerden bu yana farklı şekillerde deneyimlene gelmiştir: Güneş döner, Dünya döner, gezegenler döner, atomlar döner, çocuklar döner, kamlar/ baksılar döner, dervişler döner, aşıklar döner…

Lebit isimli bir şairin okuduğu bir şiir üzerine Hz. Muhammed’in etkilenerek döndüğü rivayet edilir. Ahmet Yesevi’nin Hikmetlerinden öğreniriz dervişlerin çeng ve rebab ile döndüklerini. Eflaki’nin Ariflerin Menkıbeleri adlı eserinde, Hz. Mevlânâ’nın vecd ve istiğraka dayanan bir sema yaptığı; bunun bazen üç gün üç gece, bazen yedi gün yedi gece, bazen on altı gün ve on altı gece ve üç defa da kırk gün kırk gece olduğu yazılıdır.

Mevlânâ’nın zamanındaki gibi cezbeye dayalı olarak yapılan Sema, Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç önderliğinde, 1998 yılında ilk olarak, İsviçre’de 3 gün 3 gece olarak başlatılmış, sonrasında İsviçre, Türkiye, Almanya, Avusturya ve İspanya gibi ülkelerde de farklı gün ve sayılarda yapılmıştır.

Rahmi Oruç Güvenç tarafından atılan bu tohumlar, bugün Dünya’nın pek çok yerinde yeşermeye başlamıştır. Sema etkinliği sıradan bir dönüş eylemi değildir; aynı zamanda insanın inşasında, dirilişinde çok büyük öneme sahip bir okuldur.. Hangi dile, hangi ülkeye, hangi inanca mensup olunursa olunsun, bir arada olabilmenin, tevhidin deneyimlendiği bir okul. Orada insan kendine, hayata ve evrene dair pek çok şey öğrenir: Semahânenin, dergahın, mutfağın, toplu yaşamanın kurallarını; kendiyle kalabilmeyi, içe dönebilmeyi, yüzleşebilmeyi, saygıyı, tevazuyu, dinlemeyi, sükûtu, empati kurabilmeyi, diğerkamlığı ve daha pek çok şeyi…

“Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” (Bakara:115) ayetince dönüş sırasında bütün yönler bir olur, bu yüzden de dönüşler kalp yönündedir. Çokluğun içinde TEK ve BİR olan idrak edilir, aynı zamanda kendi biricikliğini anlar insan ve bunu Allah diyerek yani kalp ritmi ile yaşar. İçimizdeki ihtişama, haşyet duygusuna, tevazuya, herkesi toprakla eşitleyen ölüme götürür sema. Dönüşlerin içindeki sır, dönerken üzerimizdeki çapakları atabilmekte, fazlalıklardan sıyrılabilmekte arınabilmekte ve öz olana gidebilmektedir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.